4 Şubat 2015

Özetlemek gerekirse Kaş'a varışımdan bu yana 7 ciddi fırtına, bir gerçek afet ve bir hortum geçti üzerimizden. Kaş'ın yerlilerinin 20-25 yılda bir olur dedikleri ne varsa son bir kaç ayda oldu. Yılbaşı gecesi yağan dolu ve sabaha karşı Yengeç'in iki tonoz halatını birden kopartmasına sebep olan fırtına da unutulmazlar arasında yerini aldı.

En son 1994 yılında görülen ve Gedife (aslı Gedik Efe'ymiş :) ) deresinin yeniden akması sonucu oluşan şelale Kaş'ın en azından bir bölümünü darmadağın etti. Arşiv değeri olduğunu düşündüğümden fotoğraflarını tekrar paylaşmakta fayda görüyorum.

Önce Büyükçakıl plajı ya da şimdiki haliyle Büyükçakıl deltası...
 

 

 

 

Ve herkesin heyelan bölgesi olduğunu bildiği ama mutlu mesut yaşamaya devam ettiği Gedife deresinin fırsat buldukça aktığı dere yatağı...

 

Sol üst köşede şelalemiz..

 

Liman ve Bucak Denizi bambaşka bir alemdi:
 

Hayır, Yengeç karada değil, sudaydı...

 

Güzelim Bucak Denizi, şimdi rengi yerinde ama tamamen kendine gelmesi bayağı bir zaman alacak gibi.

 

Büyükçakıl'dan akan çamur Meis'e kadar ulaştı neredeyse.

 

Sabah uyandığımızda bildiğin şelale manzaramız vardı...

Bu arada Kaş limanındaki statümüz hala aynı; işgalci. Son bir kaç aydır birbirimizi görmezden gelerek durumu idare ediyoruz. Şimdi karaya çıkan bir dalış teknesinin yerinde, kadim dost Hasan kaptanın Anemon teknesinin hemen dibinde daha bir huzurluyuz. Yengeç 80 metre kadar serilmiş zincir, bir limanın tonoz zincirinden gelen zincir, iskele tarafta yine aynı tonoz zincirine scooter lastiği ile bağlanmış 22'ik halat; kıçta ikisi büyük boy esnetici yay, ikisi yine scooter lastiği ile esnetilmiş 4 adet 22'lik halatla bağlı. Boşuna dememişler bin nasihat, bir musibet diye...

Aküler hala fena, buzdolabının kompresörü hala arabanın bagajında; çünkü artık karaya çıkana kadar tek yaptığımız vaziyeti idare etmek. Bugün Kaş SETUR Marina'ya ödemeyi yapıp 14 Mart için rezervasyonumuzu tamamladık. Nisan 2013'te Bodrum'da denize inen Yengeç en sonunda Mart 2015'te tekrar karaya çıkacak.

Bu arada Kaş Limanı'nın belki de en önemli artısı suları. Bir çok noktadan tatlı su kaynıyor ve sanırım bunun da etkisiyle teknenin altı her daim cillop gibi kalıyor. Temmuz başında Ambarlı'dan ayrılırken temizlediğim gibi duruyor hala teknenin altı da, uskuru da.

Önümüzdeki ay Kaş'ta STH Derneği olarak bir projeye başlayacağız. STH Akdeniz Projesi olarak adlandırdığımız yeni projenin çalışma alanı ilk aşamada Antalya kıyıları ve start alacağı yer de doğal olarak Kaş Limanı. Bu kapsamda liman temizlenecek, görüntülenecek, atıklar kayıt altına alınacak, elde edilen verilerle yine filmler, sergiler oluşturulacak ve Kaş çevresindeki okullar yine tek tek gezilecek. Hatta farklı olarak bu kez öğrenciler de çalışmalara katılacak, hatta sorumluluk alacak. 17-24-31 Mart günleri limanda temizlik çalışmaları yapılacak ve 4 Nisan'da kamuoyuna açık bir etkinlikle bitirilecek. Son derece keyifli ve bir o kadar çarpıcı olacağına şimdiden eminim. Çünkü 2008 ve 2009'da daha dar kapsamlı bir organizasyon için yine Kaş'taydım ve sadece limandan 2009'da 620 parça katı atık çıkartmıştık...

Bu yıl belediyeyle karşılıklı beslediğimiz duygular nedeniyle hayata geçiremedim ama önümüzdeki ders yılından kesinlikle çocuklar denizcilik eğitimi için Yengeç'te olacaklar...