10 Ağustos 2014

Sürgün bir hafta sürdü ve sonunda tekrar yeni vatana döndük. Yengeç bıraktığım gibi. Hatta Olcay sağolsun bir ucundan vernik bile atmış kasaraya.

Sabah devletlü liman görevlilerinden biri, 30 yıldır burada çalışanı, İngiliz bayraklı bir tekneye Kaş Limanı Hizmet Paketini uygularken uyandım. Tüm birikimi ve görev bilinciyle seslendi yine yelkenlinin kaptanına:

"Angır, angır."

Bir yandan da sağ elinin işaret parmağıyla karşıya doğru işaret yapıyor ama gelin görün ki bu denizcilikten nasibini alamamış İngiliz kaptanların hepsi böyle, mal mal bakıp paralize oluyorlar. Oysa adamın biri size işaret parmağınla bir yerleri gösterip bir yandan da "angır, angır" deyyu kükrüyorsa bunda anlaşılmayacak ne var? "Limanın ortasında tonoz zinciri var, onun ilerisine demirinizi bırakıp kıçtan kara yaklaşın" demenin hele ki İngiliz dilinde daha açık bir yolu olabilir mi?

Haddim olmayarak İngiliz kaptana durumu izah ediyorum ve böylelikle rutin bir Kaş sabahı daha başlıyor.

Saat 10:00 olduğunda tüm dalış ve gezi tekneleri bir biri üzerine yığılarak çıkış ritüelini gerçekleştirecekler. Mutlaka bir yelkenli ya da charter teknesi tam bu kaosun ortasında çapasını tonoz zincirine takacak ve trafik duracak. Çapayı kurtarmak için debelenirken ötesinden, berisinden geçmeye çalışacak diğer teknelerin bir kısmı. Parasına kıyarsa bi dalgıç çağıracak, olmadı bi ileri, bi geri debelenecek. İlk zamanlar hazır scuba'm olduğundan hemen inip çözüyordum hayrına, uyarıldım sonra. Bedava olmaz dediler. Ama dedim denizcilik, yardımlaşma...

Neyse, öğleden sonra bizin İtalyanla konuşmam lazım. Bir kaç katamaran var. 80.000'de iyi para ama gel gör yol boyunca ilk fotoğrafını gördüğüm günden itibaren tüm serüven dönüyır zihnimde sürekli. Bodrum'da ilk karşılaşma, zehirli atarken çektiğim zulüm, masalsı İstanbul seyri, sarı tentenin altında geçirdiğim uzun kış geceleri, Marmara gezileri... keyifli, sıkıcı ne varsa sürekli dönüyor zihnimde.  Nasıl olacak bu iş?

İki gün boyunca değişik uğraşlar ve mazeretler bularak Alessandro'yu aramamayı başardıysam da sonunda Nükhet'in de itelemesiyle ne olacaksa olsun dedim.

Alessandro uzun yıllarını burada geçirince işi kapmış aklınca. "Ben araştırdım, 35.000 € veririm." dedi. Güzel Türkçemin içinden ilk anda dilimin ucuna gelenlerin aksine "sö konusu bile olamaz. Konu kapanmıştır. Size iyi günler" gibi kişiliksiz bir cümleyi seçerek katamaran hayalini 20 sene daha ileri iteledim.

Vefa, tutku vs duygular bir kez daha mantığın üzerinde tepinirken Yengeç de aynı günün sonunda reperuarına yeni eklediği elektrik arızasıyla resmi tamamladı. Ne derece isabetli bir karar verdiğimi teyit eder gibiydi. Ya da "daha seninle işim bitmedi" der gibi :)