16 Eylül 2015

Uzun zaman olmuş yazmayalı. Sabah sabah Cem -Eğrikavuk- korsanla karşılaştık, yazmıyorsun, vukuat yok herhalde dedi. Dedim yazasım yok, yazacak pek birşey de yok. Öyle de gerçekten, geziyoruz, dalıyoruz, yüzüyoruz... öylece geçiyor günler.

Öğleye doğru iki misafirimiz vardı, gönderdik. Tuvalete ahşap bir askı benzeri bişiiler yapmaya giriştim. Her kuşu öptük, bir leylek kaldı ya, her şeyimiz tamam, diş fırçası vs koymak için bi askı benzeri bir şey yapalım dedik. Güzel güzel çalışırken Yengeç birden gürültüyle titredi. Ama öyle böyle bir titreme değil. Hele çıkan ses; evlerden uzak. Allah dedim, baş ıstralya koptu, direk iniyor aşağı. Fırladım havuzluktan güverteye, baş tarafa baktım, ıstralya yerli yerinde. Direğe baktım, oha! O da ne... bir paraşüt ve ucunda da paraşütçüsü asılı!!!

Yahu deli olacağım, limanda var yüzlerce tekne, bir o kadar direk, bir tek benim direğimde bir paraşütçü sallanıyor. Sabah sabah asayiş berkemal dediğim Cem hemen yanı başımda bitti. O arada asılı hatuna nasıl olduğunu sordum. Daha yeni yeni şoku atlatıyor o da, iyiyim dedi. Paraşütüm diyor, başka bir şey demiyor. Len canım direğime dolanmışsın, demir fenerim, telsiz antenim, anemometrem demiyorum, nasıl indireceğiz hatunu diye bakıyorum, abla paraşütün derdinde!

Bu arada gören doldu Yengeç'e. Her kafadan bir ses çıkıyor. Önce ana yelkenin mandarını gönderdik hatuna ama işe yaramadı, kendini mandara atamadı. Dedim Cem'e, basın beni direğe. Dedim, dedim de benim oturak evlere şenlik. Son on çıkışımda, her seferinde bu sefer kesin patlayacam diyorum :)

Hızlıca kurcatada buluştuk. Yanına gidince önce biraz geyik yaptık. Paraşütüm dedi, len dedim başlatma paraşütüne, hele bi tek parça in, daha ben hesap çıkartacam sana :) "Ama öğretmenim ben doğuda" dedi. Hadi len dedim, şu noktada son söylenecek cümle olsa gerek bu :) Sonra benim oturaktan çatırtılar gelmeye başlayınca geyiği bırakıp operasyona giriştik. Bir halatla kullandığı harmless'ın iki mapasını kullanarak hatunu ana yelken mandarına bağlayıp paraşütten kurtardım. Aşağıdaki kalabalık zırt diye alıverdiler güverteye. Ardından da beni indirdiler. İlk aşama bitti.

5 dakika sonra itfaiye geldi :) Bu sefer hasar tespiti için tekrar, ama bu kez itfaiye merdiveniyle çıktım direğe. Önce paraşütü kurtardım. Sonra demir fenerini düzelttim. Rüzgar gülüm artık yok. Telsizde sorun yok. Anemometre fena.

Neyse, uzun lafın kısası, Cem neden yazmıyorsun diye hikaye sorarken bu kez hikayenin parçası oldu :) Yengeç'in direğine "Melek" (hoca) kondu :)