22 Ekim 2014

Mevsim geçişleri eskiden de bu kadar keskin miydi, yoksa karada yaşarken farkında mı olmuyordum; sabaha karşı 05:00, hala uyanığım ve bir yandan havayı kollarken bir yandan da bunu düşünüyorum. Saat 04:00 gibi yine kuzey-kuzeybatıdan bindirmeye başladı. Bu aralar Poseidon, SailFlow, Wind Guru... hepsi yalan. Hiç bir yerde olmayan havalar inletiyor limanı. Gerginim. Çünkü yine sert bir hava ve yine emektar Ford sessiz.

Önceki gün keyifli başladı. Yandaki charter teknesinden tonoz halatını çözmek için ekipman istediler, verdim. Bir ara yüzeye çıkıp "Hemen senin tonoz halatının yanında boşta bir kum çapası var. Senin mi?" diye sordu dalan arkadaş. "Değil, ama yedek çapam yok diye ağlıyorum, anında çökerim." dedim. Bir halat verdim, çapaya bağladı, ucunu da aldık ırgata. Keyfime diyecek yok. Yedek çapam oldu en sonunda. Irgatı çalıştırmadan bastım marşa, o da ne, marş basıyor ama çalışmıyor. Sonunda bitirmişim mazotu. 1 Ağustos günü Kalkan'dan küçük bir ikmal yapmıştım, nihayet bitmiş. Söylene söylene aldım bidonu, doğru benzinciye. Döner dönmez koydum mazotu, hava yapmıştır ama yine de bir şansımı deneyeyim dedim. Bu sefer de marş dönmüyor! Önceki gece kaçak elektrikle sabaha kadar vermişim şarjı, uzun bir aradan sonra ilk kez aküler dolu ama yok, dönmüyor şerefsiz. İttim, kaktım, sövdüm ve pes edip en sonunda bir usta çağırdım. Geldi marşı söktü ve gitti. Bir Yengeç klasiği. Daha biraz önce sevinmiştim beleş bir çapam oldu diye, kısa sürdü.

Hazır makine dairesine inmişken yen gelen hidrofor kayışını takıp en azından su mevzuunu çözeyim dedim. Bugün yine hepsini al gelmiş! Gelen kayış büyük çıktı:( Açtım firmaya, gönderin geri, size hemen küçüğünü gönderiyoruz dediler ama keyfim kaçtı bir kere...

Öğleden sonra usta geri geldi. Elinde bir parça, "Bu değişecek, Fethiye'den falan bulabilirsin." dedi. "Yahu" dedim, "Bunun bir adı, sanı, sıfatı yok mudur bu hayatta? Ne diye soracağım bunu?". "Göster, verirler." dedi. Tööbe estağfurullah dedim, geçtim.

Akşamüstü hava kararmadan kendimi marinaya attım. Motoryatın krom çerçevelerinden birini sökeceğim. Biraz kafa dağıtırım dedim. Saat 21:00 olduğunda kafa dağıtmak bir tarafa köpürmek üzereydim. Önceki hafta Tony yakıt iskelesinin babalarından birine bindirmişti. Küçük ama kıl bir yer kasıyor. Pes ettim. Döndüm.

Gece Hasan kaptanın tekneye attım kendimi. Çay içip, geyik yaparken parçayı söyledim, "Marş taşşağıdır." dedi. Sonra aydınlandım. Benim usta Nükhet'in yanında diyememiş "marş taşşağı" diye. :) Vermiş elime, bundan al diyor :)

Neyse, sabah güne motoryatın (Final Fling) çerçevesini sökerek başladık. Yine iki sessiz GEKO Olcay ve Mertcan'la sille tokat giriştik ve bir saatlik uğraştan sonra krom çerçeveyi ve marş uzvunu alıp düştük Göcek yoluna. Bir de sabah akülerin yine şarj tutmadığını görünce iyice tadım kaçtı, onu da soruşturalım dedik oralarda.

Göcek ritüeli olarak önce bir döner yedik ve başladık bizim marş uzvunu soruşturmaya. Serhat bir on dakika içinde Bosch marka bulup getirtti. Fakat gel gör temelde birbirlerine benziyorlarsa da ayrıntılar biraz kıllandırıyor. Elektrikçiler ağız birliği etmiş gibi uyar abi diyorlar. Neyse, Bosch değil de yan sanayi bir tane alıp attık kendimizi yola. Krom çerçeveyi de bıraktık kromcuya iletilmek üzere.

Bu arada Göcek'te öğleden itibaren hava sertleşmeye başladı. Tabi ben de gittikçe gerilmeye başladım. Akşamüstü vardık Kaş'a ustanın yanına. Taktık yeni uzvu, verdik elektriği, olmadı! Rotor geri çekilirken tetiklemesi gereken bir dil var ve yeni aldığımızda o dil kısa kalıyor. Sonuç olarak kaldı yarına.

Bu durumun Türkçe meali, emektar Ford suskunsa bana yine uyku yok. Oturup bekleyeceğiz sabah rüzgar makul bir seviyeye inene kadar.

Sabah da ilk iş ikinci bir tonoz bağlamak. Tek tesellim güne dalışla başlamak olacak..