23 Ekim 2014

Ayıptır söylemesi, uçkur dokuz yerinden çözüldü yine:)

Gece başladı sağanak. Sonra doluya döndü. Sabaha karşı da küçük çaplı bir tufan oldu. Bunun Yengeç açısından ifadesi sabah ıslak uyanmak, yatak yorgan ne varsa sırılsıklam olması. Yani gün fena halde ıslak başladı.

Sabah 9:00 gibi usta elinde marş dinamosuyla çıkagelince biraz olsun rahatladım. İki marş uzvundan bir tane elde etmiş, çalıştırmış. Hemen taktı marşı. Bastık, evet, gayet cillop gibi çalışıyor. Neden motor çalışmıyor deyince, önceki gün mazotun bittiğini söyledim. Havayı alırız iki dakikada, hallolur dedim. Sen misin diyen! Açtım enjektörleri, yok, olmuyor. Usta dedi tiner mi koklatsak biraz. Bastık sarı bulaşık bezine tineri, dayadık burnuna, ı ıhh, yine olmuyor. Deli olacağım. Derken gaz telinin devamındaki ikinci kelebek takıldı gözümüze. Usta dedi bu ne, ne bileyim len dedim. Biraz yakından bakınca gördük ki stop mekanizması. Gaz telinin devamındaymış kendisi ve tel kopunca kelebek takılı kalmış. Yani mazot falan bitmemiş. Kelebeği ittim, usta marşa bastı. Küheylan kükredi kükremesine de kaşla göz arasında hava emiş kanalının üzerinde duran sarı bezi de alıverdi içeri. Oha, dur, hasss! diyene kadar yuttu şerefsiz. Hemen makineyi durdurduk tabi ama çoktan yutmuş bizim bezi. Kılavuz saldık içeri falan ama, nerdeee...

Alakasız bir çok yere, alakasız bir çok şey kaçırmışlığım var ama motora el bezi, bu beni bile aştı doğrusu. Suratımda yılışık bir gülümsemeyle kaldım. Usta da ne halt ettik modunda. Yaktık birer sigara:)

Bir iki usta aradık ama gel gör Obama'yı Cuma namazına götürmek Kaş'ta tekneye usta getirmekten daha kolay. Derken bir usta fikir verdi, dedi bir kapak yağ dökün emiş kanalından, çalıştırın, devir yükselip beyaz duman atacak. Sonra bir kapak daha dökün. yakarak atar. Herifin dediği tam da belgesellerde bunu evinizde denemeyin dedikleri türden. Bir kahvaltı molası verdik önce.

Kendimi hazır hissedince döndük Yengeç'e, verdik yağı, bastık marşa. Pek söylenmeden çalıştı. Bembeyaz bir duman, devir yükseldi. Düştü. Ses hiç fena değil ama bir yandan da koskoca el bezi, bu kadar kolay olmamalı diye geçiriyorum içimden. Nitekim olmadı da. Motorun sesi değişmeye başladı. Sübaplardan biri kapanamadığını anlatır bir ses çıkartmaya başladı. Aradık ustayı dedik bu mırmır ediyor, olmuyor. Biraz daha çalıştırın, motor ısınsın biraz. Uzun lafın kısası bir yarım saat kadar sarı el bezi ile zenginleştirilmiş motor değişik bir tınıyla çalışmaya devam etti. Sonunda pes ettik ve ustayı beklemeye karar verdik.

En iyi ihtimal motor kapağı açılacak. Kötü ihtimaller üzerine hiç kafa yorasım yok şu an...