Paytak Eyüp Reis

Paytak Eyüp aynı zamanda sınıf arkadaşımdı. Çoğumuz gibi fakir kelimesinin zaman zaman zavallı kaldığı doğulu bir ailenin çocuğuydu. Denize ilk girişinde beraberdik. Kekamozla saatlerce dil dökmüştük onu suya sokabilmek için. En sonunda Muska Salih punduna getirip sallayıvermişti mendirekten suya. Ne var ki bunda diyebilirsiniz devamını beklemezseniz. Paytak suya düşünce bir köpek yavrusu gibi tamamen doğal yollardan öğreniverdi yüzmeyi. Ya da boğulmamayı. Ne kızdı, ne söylendi, ne de küfretti. Sonraki yıllarda Paytak bir su hayvanı oldu çıktı. Bir gün yine Kadıköy iskelesinin inşaatında balık tutmaya çalışırken elinde bir torba ile çıkageldi. Tabi tuhaf olan torba değil birazdan içinden çıkacak olan balık ağıydı. Her ne kadar dalga geçsek de Paytak her bir durumu düşünmüş kendince. Belki de kıyıdan ilk ağ atan oydu Kadıköy’ün sularına. Ağ dediğime bakmayın, birkaç metre bir şeydi hepi topu.

Paytak ne kadar iyi bir balıkçıysa ancak o kadar iyi bir öğrenciydi. Dolayısıyla ortaokulun sonunu göremedi. Zaten ne ailesi ne kendisi bekliyordu böyle bir durumu. Ortaokula başlamakla zaten ailesinin eğitim düzeyini yükseltmişti bile. Artık onun para kazanması gerekiyordu. Birçok arkadaşımızın başına gelen onunda başına geldi sonunda. Tek fark, Paytak durumdan çok memnundu.

Pazarcılık, işportacılık derken hiçbirinde dikiş tutturamadı Paytak. İşin doğrusu kafası pek çalışmazdı. Kandırmak çok kolaydı onu. Derken bir Pazar günü son kez gördük onu da. Bir Rizeli reisin teknesinde iş bulmuştu. Önce inanmadık, sonra dalga geçtik. Daha birkaç yıl evvel denize sokabilmek için tutup suya attığımız Paytak Eyüp bir gırgır teknesine tayfa giriyordu.

Önceleri ayda yılda bir gelir uzak denizleri anlatırdı bize. Bulgaristan, Romanya kıyılarını; hırçın Karadeniz’i. Bire bin katarak anlattığı Karadeniz hikayelerini dinlerken dalar giderdik bizde onunla birlikte karanlık sulara.

Sonra sonra görünmez oldu paytak. Uzun yıllar haber alamadık ondan. Ta ki bir gün Kumkapı’da karşılaşıp, zilzurna sarhoş olana dek… Kısmetim’i anlattı bize bütün gece. Ortadan kaybolduğu yıllar boyunca emeğini, umudunu biriktirip ortak olduğu gırgır teknesini. Artık reis olmuştu o da. Bizim için de Paytak Eyüp Reis… Bir hamsi avında tayfalarından biri gırtlağını kesene dek mutlu yaşadı Paytak.