Alain Bombard: L’Hérétique’le 65 gün

Kanarya Adaları’ndan başlayan 65 günlük çılgınca bir yolculuğun ardından L’Hérétique, Barbados kıyılarında bir plajda kıyıya çıktı. Alain Bombard’ı Atlantik’in koynunda 65 gün boyunca taşıyan L’Hérétique aslında 5 metre boyunda bir şişme zodiac bottan başka bir şey değildi. Bombard’ın tek başına yaptığı çılgın yolculuğu daha da inanılmaz kılan buydu. Destansı yolculuğu bir deri, bir kemik ve tabi bitkin bir halde 2 millik bir yürüyüşün ardından bir polis karakolunda son buldu. Korkuya, yalnızlığa, umutsuzluğa, sonu hiç gelmeyecek gibi görünen fırtınalara dayandı ve onu bu yolculuğa çıkaran küçük miktarlarda deniz suyu içerek hayatta kalınabileceği yönündeki görüşünü doğruladı. Ona göre su ve yiyecekten de önemli olan kişinin zihinsel durumuydu. Bu koşullar altında kişi her şeyini kaybedebilirdi ama asla kaybetmemesi gereken en önemli şey umuduydu.

Bombard’ı bu yolculuğa sürükleyen 1951 yılında Boulogne’da bir hastanede genç bir doktor olarak çalışmaktayken yaşadığı bir olaydı aslında. Fırtınadan dolayı batan bir trol teknesinden hastaneye taşınan 43 denizciden hiçbirisi kurtulamamıştı. Yaşanan trajedi onun yaşamını kökten değiştirdi.

Bu olaydan sonra Bombard Monaco Oceanographic Institute’de deniz canlılarının besin olarak nitelikleri ve deniz suyu içebilmenin ne derece mümkün olabildiği üzerine araştırmalara başladı. Bombard’ın günde yarım litre kadar deniz suyu içmenin yaşamsal bir tehlike yaratmadığı yönündeki bulguları bilimsel açıdan kabul görmesinin yanı sıra bir çok denizci içinde hayatta kalma umudu olacaktı.

Şüpheler, endişeler ve karşı çıkmalar arasında 1952 yazında L’Hérétique çılgınca bir yolculuk için Akdeniz sularından start aldı. Jack Palmer’la gerçekleşen ilk 18 günlük yolculuğun ardından Monako’dan yola çıkan L’Hérétique Balear Adaları’na vardı. Buradan sonra yolculuğuna tek başına devam eden Bombard rotasını Fas’ın kuzeyine çevirdi. Sonraki durağı olan Kanarya Adaları aynı zamanda çılgın yolculuğunun başlangıç noktasıydı. 10 Ekim 1952’de, yanına su ve yiyecek almaksızın yola çıkan Bombard, çiğ balık, planktonlar ve deniz suyuyla denizde tek başına kalmış bir insanın hayatta kalabileceğini ispat etmek üzere destansı yolculuğuna Kanarya Adaları’ndan başladı.

65 gün sonra, 2 Aralık 1952’de Barbados kıyılarına vardığında 30 kilo hafiflemişti. Ama hala hayattaydı ve daha da önemlisi beklenmedik durumlarda, yaşam ile ölüm arasındaki farkı fiziksel engellerin değil, zihinsel tıkanıklığın belirlediğini kanıtlamıştı.

1924 yılında Paris’te bir hekim ailesi içinde doğan Bombard doğal olarak tıp eğitimi almıştı. Destansı yolculuğundan sonra “Naufragé volontaire” (İngilizce çevirisi Bombard Story) adlı kitabı yazdı. Sonraki yıllarda zamanının çoğunu hayatta kalmak üzere alışılmadık yöntemleri araştırarak ve yazarak geçirdi.
Coryphéne adında bir deniz laboratuarı kuran Bombard finansal güçlüklerle baş edemeyince 1966 yılında Paul Richard’ın desteğiyle yeni adresi Oceanographic Institute oldu.

1974 yılında Sosyalist Parti’ye katıldı. Aynı yıl Kutup Kaşifi Paul-Emile Victor, Jacques-Yves Cousteau ve volkan bilimci Haroun Tazieff ile birlikte oluşturdukları çevresel baskı grubuna dahil oldu. 1981 yılında seçildiği Avrupa Parlamentosu’nda 1994 yılına kadar nükleer güç kullanımından fok katliamına kadar bir çok çevre sorununun en güçlü savunucusu oldu. 2000 yılında Légion d’Honneur nişanına layık görüldü ve L’Hérétique ile yaptığı destansı yolculuğunun 50. yılında Dijon Uluslararası Film Festivali’ne onursal başkan olarak davet edildi.

Bir röportajda sorulan soruya verdiği yanıt, yaşamının son kısmını anlatmaktadır:
“Denize karşı insan için mücadele verdim. Ama fark ettim ki, artık insanların karşısında deniz için mücadele etmek daha öncelikli.”

27 Ekim 1924’te doğan hekim, politikacı ve serüvenci Alain Bombard 19 Temmuz 2005’te hayata veda etti.

65 gün boyunca ona yoldaşlık eden Zodiac markası belki de en önemli sınavını verirken popülaritenin doruklarına ulaştı

Kitapları
La dernière exploration (1974), Les grands navigateurs (1976), Au-delà de l’horizon (1978), La mer et l’homme (1980) ve Aventurier de la mer (1998).

Saygıyla!